9 Ağustos 2013 Cuma

Bize buyurmazmısınız

Merhaba, umarım hepiniz güzel bir bayram geçirmişsinizdir Bayramlarda genellikle şu olur, ramazan ayı boyunca sofralardan tatlı eksik olmaz, bayramdada herkes tatlı ikram eder. Yesen bi türlü yemesen bi türlü, e, evdede tatlı olur gına gelir tatlı yiyip tatlı ikram etmekten. Bende bunu düşünerek bu bayram değişik bi şey yaptım. Cevizli kek ,tadını da oldukça hafif tuttum.

Peynirli poğaça, koyu renkli olan kepekli un katkılı.



Yanına da güzel demli çay olmadan olmaz değilmi
 
Ha, karnı aç olanlarıda düşündüm, et sote



Pirinç pilavı

Yayla çorbası
Hepinize tadı damağında kalmış bir bayram, ve sağlıklı, güzel günler diliyorum. Bu arada kısaca tarifleri vereyim isterseniz. Kek için : 3 yumurta,1 su bardağı şeker, 1 su bardağı süt,1 su bardağı sıvı yağ ,kabartma tozu, dövülmüş ceviziçi ve aldığı kadar un. Peynirli poğaça : 1 yumurta, 1 su bardağı yoğurt, 1 su bardağı sıvıyağ,1 tatlı kaşığı tuz,bir çimdik şeker ,kabartma tozu ve aldığı kadar un. İçine peynir rendeleyip maydanoz katıyorum,üstünede yumurta sarısı.


Bu arada, bitirmekte olduğum kitabım da budur. Hakan Günday' dan Kinyas ve Kayra.  Çocukluktan arkadaş olan iki kafadarın akıl almaz maceralarını ve  yollarının ilginç bi şekilde ayrılmasıyla yaşadıklarını kinyas ve kayra'nın kaleminden ayrı ayrı  anlatıyor, henüz bitirmedim.


29 Temmuz 2013 Pazartesi

neler yaptım


Temmuzun başında iki yıldır denize hasret olan ben ve fizik doktorunun tavsiyesi üzerine (d vitamini eksikliği varmış)yakınlarda bir yere tatile gittik.Gittiğimiz gün hava yağmurlu ve bayağı serindi.Olsun nasılsa açacak değilmi.Bu resim ikinci güne ait ilk gün rüzgardan ve dalgalardan sahile bile yanaşamadık.İkinci gün yine serin olmasına rağmen ancak kıyıdan dönebildim.

İlk iki akşam bu şekilde oturduk battaniyeler ve sıcak içeceklerle.

Denize böyle (kedi ciğere bakar ) gibi baktık cankurtaranlar ve jandarma denize girmeye cesaret edenleri sürekli uyardı.Ancak üçüncü günden itibaren girebildik denize.

Böyle şirin patili dostlarla tanıştık

Bi taneside sahilde bizi buldu.

Şu şirineye bakarmısınız, yiyicem seni diye yanına yaklaştım,ciyak ciyak bağırdı yeme diye

İzmit'li Sabiş'i dinledik sesi çok güzel,çokta eğlendirdi

Hatta kızımla kalkıp oynadık


Sahilde akşam yürüyüşü çok keyifliydi

Gündüz bi simit ve meyve suyu yetti karnımızı doyurmaya

Misafirimiz bile oldu günübirlik


Kızımla bol bol güneşlendik.


Akşam kaldığımız yere dönmek zor oldu bu güzelim manzarayı bırakıp

Bu arada iki kitap bitirdim.Kayıp sembol,Güzel bir kitap ağırlıklı olarak masonları çok anlatmış ama sürükleyiciydi,tavsiye ederim. Şu çılgın türkler'de harika bir kitap.İstiklal savaşında türklerin ulusça yaptığı fedakarlıklar ve kazandığı zaferleri anlatıyor,duygulanarak okudum.Mutlaka okumadıysanız okuyun.

Döndükten sonrada yurdumuzun hazırlıkları ile ilgilendim.Bu odayı çok sevdim,paylaşmadan yapamadım.

Hepinize dalgasız güzel günler dilerim.

30 Mayıs 2013 Perşembe

Özel Akademi Erkek Öğrenci Yurdu

Uzak şehirlerde olup Kocaeli'de üniversiteyi kazanan erkek öğrenciler,evlatlarınız.Sıcak bir aile ortamında kalmak istermisiniz ? Ferah,her biri 30 m2olan odalarımızda,her öğrenciye ait bazalı yatak,dolap ve çalışma masası mevcut, 24 saat sıcak su , sınırsız internet,lig tv,spor odası,çamaşırhane,ortak kullanıma ait mutfakta ücretsiz çay,tost makinesi ve mikrodalga fırınını her  saat kullanabilme imkanı,ayrıca buzdolaplarında yiyeceklerinizi muhafaza edebiliyorsunuz,boş zamanlarınızda langırt,bilardo ve masa tenisi oynayabilir yada televizyon seyredebilirsiniz.Giriş parmak izi ile yapılmakta olup, kamera sistemimiz  mevcuttur. Gündüz ve gece güvenlik görevlisi size her sorununuzda yardımcı olmaktadır. Umuttepe ye  gidebilmek için okul saatinden 10 dk. önce uyanmanız yeterli çünki ulaşım 5 dakikalık mesafede. Yurdun önünden otogara,şehir merkezine ve umuttepeye sürekli otobüs mevcut. Kocaeli'de yurt arayan sizler yada tanıdıklarınız.
M.E.B.  Özel Akademi Yüksek Öğrenim Erkek Öğrenci Yurdu' nu görmeden kararınızı vermeyiniz.Ön kayıtlar Haziranın 25'ine kadar alınmaktadır. Yeni öğrencilerimizi bekliyoruz.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Okuduğum kitaplar

Benim oturduğum ev ile işyeri arası tam bir saat sürüyor,  uzun zaman önce bende yolda kitap okumaya başlamıştım. Evde ve işyerinde fırsatım olmadığı için bayağıda iyi oldu vaktin nasıl geçtiğini anlamadan kalıyorum. En üsten başlayayım. Elif Şafak-AŞK, çok güzel,tavsiye ederim,Canan Tan-İZ, oda çok güzel, tavsiye ederim.Sinan Yağmur,AŞKIN GÖZYAŞLARI,harika, tavsiye ederim.Stephan Mayer-TUTULMA,bir vampir kitabı, çerez niyetine tavsiye ederim.TAŞA DEĞEN SU, biraz sıktı çinde geçen isimleri ve konusu biraz dağınık .



Bunlarda çerez niyetine okuduğum kitaplar.

Kitaplıktaki yerlerini aldılar bile.

Bunlar da ödünç aldığm kitaplar.Krıstın Hannah-KIŞ BAHÇESİ , harika bir kitap.

Bunu da yurdun kitaplığında bulup okumuştum bayağı okuyanı olmuş belliki  . Stephen Kıng-KUJO, nefes nefese okunacak bir kitap, Bu yazarın bir çok kitabını okudum.Kesinlikle tavsiye ederim.

İşbaşı yapmadan önce dereotlu peynirli poça ve taze demlenmiş çay.
İşte Güne başlamaya hazırım. Hepinize  sağlıklı, mutlu gülücükler......

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Çocukluğumuzda...

 Biz küçükken, anneler gününden bir hafta önce babamın önderliğinde evde hummalı bir fiskoslaşma başlardı.
Anneme ne alacağız en çok ne istiyor, kahvaltıyı kim hazırlayacak,şiiri kim okuyacak falan diye.
Her anneler gününde yaptığımız değişmez seramonimiz vardı. Öyle her anneye nasip olmamıştır herhalde.
Bir gün öncesinde hediyemiz hazır olur,en gizli yere saklayarak sürprizi bozmamaya çalışırdık.
Sabah erkenden kalkar,önce güzel bir kahvaltı sofrası hazırlar,sonra hepimiz  giyinirdik.Bu arada annem meraktan çatlasa bile onu yerinden kaldırmama görevi babamındı, Çünki, sebebini şimdi söyleyeceğim.
Sonra beş kardeş annemin başına dizilir,en küçüğümüz şiir okuyarak onu uyandırırdı. Ben küçükken şiiri ben okurdum, sonra kızkardeşim daha sonra en küçük kardeşim .
''Anneciğim seni ben,
Çiçeklerden yemişten,
Sarı saçlı bebekten,
Canımdan çok severim,
Gitme hep yanımda kal,
Beni kollarına al,
Pembe gülden daha al,
Yanağından öperim.''
Sonra hepimiz hediyemizi verir,sarılır öpüşür kahvaltımızı yapardık.
Sonra da bütün gün anneme kraliçeler gibi davranıp hiç iş yaptırmazdık.
İşte böyle arkadaşlar, Çocukken her şeyi ne kadar coşkuyla yaşamışız, hala düşündükçe mutlulukla gülümsüyorum.Ben böyle bi kutlama daha yaşayamadım. Burada aslında en büyük görev babamızın biliyormusunuz, o anneme bu kadar değer vermeseydi biz böyle bişey yapamazdık herhalde.Sonradan söylemekle olmuyor, içinde olacak insanın, bu başka bişey bambaşka ,karşı tarafa küçük mutluluklar yaşatmak, daha doğrusu küçük yada büyük, mutluluk yaşatmak.
Bu arada anneciği hayatta olmayan arkadaşlardan özür diliyorum onlar kutlamak istemedikleri en hassas günlerinden biri olmalı.
Kocaman mutluluklar yaşamanız dileğiyle........

10 Mayıs 2013 Cuma

Küçük mutluluklarım




Uzun zamandır balkonumda şöyle güzel çiçeklerim olsun diye eşimin başının etini yiyordum.
Sonunda bu güzel çiçekler balkonumu şenlendirdi, baktıkça mutlu oluyorum ,ne kadarda güzeller değilmi?
                     





Şimdilik bu kadar arkadaşlar. Ben çalışıyorum ama size güpgüzel bi hafta sonu diliyorum.



5 Nisan 2013 Cuma

Şu anda durum bundan ibaret.

Merhaba arkadaşlar, bir önceki yayında babam hastanedeydi ,o fotoğraftan birkaçgün sonra taburcu oldu. Çok şükür. Geceleri öksürmekten uyuyamıyordu, kan değerlerinin normale gelmesini beklediler , yoğun bir antibiyotik tedavisinin ardından ciğerinden sıvı alıp tahlil yapıldı ve çok şükür(o hastalığı söylemiyim) korkulan çıkmadı, üç haftanın sonunda evine ,eşine kavuştu. Bu arada annemi bizde kalması için  zor zaptettik.

Bir hafta sonrada annem yattı hastanede. Grip olmuştu ve kan şekeri anormal düşmüştü.İlk defa hipoglisemi ile de tanışmış olduk. Bir haftalık tedavinin ardından taburcu oldu ,artık insülin kullanılacak.

Şimdilerde durum bundan ibaret arkadaşlar Rabbime şükürler olsun ,gördüğünüz gibi el ele dizdizeler. Anne sultan bugün bakıcı bayanı kıskandığı için süslenip püslenip öyle oturmuş. Aynen parmağında yüzükler, kolunda bilezikler misali (tüh onları çekmemişim)


 
Bugün babamın doğum günü.
Kendisi aslında 25 sene önce geçirdiği by-pass ameliyatının tarihini ikinci doğum günü olarak ilan etse de,
Biliyorum ne bilgisayarla ne internetle nede böyle bloglarla uzaktan yakından ilgin yok ama:
İyiki doğdun canım babam,
Onlar zengin kız fakir oğlan misali evlenmişler,görücü usulü ile. 

Annem her zaman "sultanın" kızkardeşimle ben de "prensesin" olduk.
Sevgi, şevkat, anlayış, doğruluk ve dürüstlük, bunları ne güzel öğrettin bize.

O gülümsemen yüzünden hiç eksilmesin seni çok seviyorum babacığım.






9 Şubat 2013 Cumartesi

Alzheimer hastasıyla yaşamak...

   (Dün gece saatlerce uyumadı, bakıcı bayanın kendisine büyü yaptığını söylüyor, panik içinde etrafta birşeyler arıyor,babama zarar verdiğini söyleyerek her dakika yeni bir şey uyduruyor,bir oturuyor,bir yatıyordu. Babamı bakıcı bayandan kıskanıyor,onunla aldattığını söylüyordu)

   Kendisi 78 yaşında, çocukluğumuzdan beri  tansiyon hastasıydı, 50'sinden sonra da şeker hastalığıyla tanıştı. Beş çocuğunun herbirini sevgiyle büyüttü. Akşamları yatarken öpüp koklamadan yatmaz, gülümsemesi yüzünden hiç eksik olmaz, her zaman kanaatkar sevgi dolu bir anne..Annem,canım....Eşine  destek olabilmek için önceleri çocuklarına daha sonra da konu komşuya dikiş dikmiş.Yıllar geçtikçede usta bir terzi olmuş, en zor bedenlere elbise oturtmak konusunda onun üstüne kimse yarışamamıştır.Aldığı her siparişe yeni bir hevesle başlar, beğenmediği en ufak bir potu defalarca sökmeye üşenmez, içine sinene kadar uğraşırdı.En sıkıntılı zamanlarda bile evde hiçbir zaman ne tartışma nede kavga olmamıştır.Üstelik beş çocuğun haricinde birde yaşlı annesine bakmıştır dönem dönem. Bayram arefesinde mutlaka sabahlar, kıramadığı komşularının siparişlerini yetiştirebilmek için sabaha kadar uğraşırdı.Beş çocuğundan dördünü evlendirmiş,beşincisinide nişanlamış, onların çeyizlerini yapmış, kızlarının nişanlıklarını ve gelinliklerini kendisi dikmişti.
İşte böyle bir gecenin ardından,bir sabah evdekiler onda bir anormallik olduğunu hissetmiş ve hastane acil servisinde soluğu almışlardı. 450 şekerle inme geçirmiş, iki haftalık yoğun tedavinin ardından normale dönmeye başlamıştı.Evdeki tedavisi biraz zor oldu, inme sağ tarafında olduğu için uzun süre sol elini kullanmak zorunda kalmış, hergün sesli bir şekilde konuşmasını sağlamaya çalışmıştık. Ve o artık diyabet hastası olarak ilaçla tedavisine devam edecekti. Çok sevdiği terziliği de yavaş yavaş bırakmak zorunda kalmıştı. Tabi çocuklarının da baskısıyla. Eskisi gibi hiperaktif değildi ama evine ve kendisine yetiyordu.  Her zaman insan kendi kendinin doktoru olmalıdır diyerek fazla ilaç kullanmayı sevmez, son ana kadar direnirdi.
Birkaç yıl sonra da bir akşam üstü yine bir anormal hal ile hastaneye gidildi ve bu sefer yüksek tansiyondan ikinci inme geçirerek tedavi altına alındı.
Bu tedavi sonucunda. yüzünün  bir tarafında hafifte olsa deforme ve konuşma bozukluğu kaldı ne yazıkki. Ama çok şükür ki, ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumdaydı.
Zamanla , tabi artık terzilikte yapmadığı için her gün eksik olmayan konu komşu gelmez olmuş evde annem ve babam yanlız kalmışlardı. Annemle, babam ilgileniyor, kendisi kalp hastası olmasına rağmen evin diğer işlerini elinden geldiği kadar yapmaya, hem kendi tedavisini, hemde annemin tedavisini sürdürmeye çalışıyordu.
Zamanla , basit unutkanlıklar,tekrar tekrar sorulan sorular, el becerilerini kaybetmesi, yalnızlık ve depresyon duygusu,bütün bunları yaşadık. Yaşadık diyorum, çünkü şimdi dönüp geriye bakınca anlıyorum. Sinsice,  anlamadan, kondurmadan yaşamışız aslında.
     Evet sevgili arkadaşlarım canım annemle birlikte bu hastalıkla tanışmış olduk. sizlere ara sıra ,fırsat buldukça bu kunuyla ilgili yaşadıklarımızı yazmaya çalışacağım. Bunca zamandır uzak kalışım sadece bu değil tabii. Babamın da rahatsızlıkları oldu ve sık sık hastane acil srvislerine abone olduk. Şu an Babam hastanede yatıyor.annem bizde kalıyor.Aynı zamanda çalışıyorum.Ve ben bugün sinirlerime hakim olamayıp epeyce ağladım, çok uzun zamandır ağlayamıyordum ,biraz rahatladım aslında iyi oldu.
Şimdilik bu kadar fırsat bulabildim, en kısa zamanda tekrar yazacağım.Hepinize sevgiler...




13 Ağustos 2012 Pazartesi

Pembe olsunda.....

Merhabalar, uzun zamandır ara verdiğim kaplamalarıma devam ediyorum. Daha öncekiler gibi bunlarda yapışkanlı folyo ile kaplandı. Sevimli bir köşe kutusuna dönüştü.
Bunlardan birisi ( hangisini isterse) sevgili arkadaşım Tülinciğimin
Hem takı kutusu hem köşe kutusu. Bu kutular benim çok sevdiğim köy peyniri kutusu oluyorlar. (Merak edenler için Bim marketten almıştım.)
Üstüste de fena olmadılar ama
Bunlarıda kuzucuğum kapladı (soldaki pringles kutusu da sırada kaplanacak )
Biraradada fena olmadılar sanki
Bu arada Yeni bitirdiğim kitabım. Pearl S.Buck, ilk defa okuduğum bir yazar,ama konusu güzel,akıcı. Çinli fakir bir anneden bahsediyor, tavsiye ederim.
Bu da yeni başladığım kitabım, bu yazarıda ilk defa okuyorum bir sovyet mahkumun yaşadıkları anlatılıyor.