5 Nisan 2013 Cuma

Şu anda durum bundan ibaret.

Merhaba arkadaşlar, bir önceki yayında babam hastanedeydi ,o fotoğraftan birkaçgün sonra taburcu oldu. Çok şükür. Geceleri öksürmekten uyuyamıyordu, kan değerlerinin normale gelmesini beklediler , yoğun bir antibiyotik tedavisinin ardından ciğerinden sıvı alıp tahlil yapıldı ve çok şükür(o hastalığı söylemiyim) korkulan çıkmadı, üç haftanın sonunda evine ,eşine kavuştu. Bu arada annemi bizde kalması için  zor zaptettik.

Bir hafta sonrada annem yattı hastanede. Grip olmuştu ve kan şekeri anormal düşmüştü.İlk defa hipoglisemi ile de tanışmış olduk. Bir haftalık tedavinin ardından taburcu oldu ,artık insülin kullanılacak.

Şimdilerde durum bundan ibaret arkadaşlar Rabbime şükürler olsun ,gördüğünüz gibi el ele dizdizeler. Anne sultan bugün bakıcı bayanı kıskandığı için süslenip püslenip öyle oturmuş. Aynen parmağında yüzükler, kolunda bilezikler misali (tüh onları çekmemişim)


 
Bugün babamın doğum günü.
Kendisi aslında 25 sene önce geçirdiği by-pass ameliyatının tarihini ikinci doğum günü olarak ilan etse de,
Biliyorum ne bilgisayarla ne internetle nede böyle bloglarla uzaktan yakından ilgin yok ama:
İyiki doğdun canım babam,
Onlar zengin kız fakir oğlan misali evlenmişler,görücü usulü ile. 

Annem her zaman "sultanın" kızkardeşimle ben de "prensesin" olduk.
Sevgi, şevkat, anlayış, doğruluk ve dürüstlük, bunları ne güzel öğrettin bize.

O gülümsemen yüzünden hiç eksilmesin seni çok seviyorum babacığım.






9 Şubat 2013 Cumartesi

Alzheimer hastasıyla yaşamak...

   (Dün gece saatlerce uyumadı, bakıcı bayanın kendisine büyü yaptığını söylüyor, panik içinde etrafta birşeyler arıyor,babama zarar verdiğini söyleyerek her dakika yeni bir şey uyduruyor,bir oturuyor,bir yatıyordu. Babamı bakıcı bayandan kıskanıyor,onunla aldattığını söylüyordu)

   Kendisi 78 yaşında, çocukluğumuzdan beri  tansiyon hastasıydı, 50'sinden sonra da şeker hastalığıyla tanıştı. Beş çocuğunun herbirini sevgiyle büyüttü. Akşamları yatarken öpüp koklamadan yatmaz, gülümsemesi yüzünden hiç eksik olmaz, her zaman kanaatkar sevgi dolu bir anne..Annem,canım....Eşine  destek olabilmek için önceleri çocuklarına daha sonra da konu komşuya dikiş dikmiş.Yıllar geçtikçede usta bir terzi olmuş, en zor bedenlere elbise oturtmak konusunda onun üstüne kimse yarışamamıştır.Aldığı her siparişe yeni bir hevesle başlar, beğenmediği en ufak bir potu defalarca sökmeye üşenmez, içine sinene kadar uğraşırdı.En sıkıntılı zamanlarda bile evde hiçbir zaman ne tartışma nede kavga olmamıştır.Üstelik beş çocuğun haricinde birde yaşlı annesine bakmıştır dönem dönem. Bayram arefesinde mutlaka sabahlar, kıramadığı komşularının siparişlerini yetiştirebilmek için sabaha kadar uğraşırdı.Beş çocuğundan dördünü evlendirmiş,beşincisinide nişanlamış, onların çeyizlerini yapmış, kızlarının nişanlıklarını ve gelinliklerini kendisi dikmişti.
İşte böyle bir gecenin ardından,bir sabah evdekiler onda bir anormallik olduğunu hissetmiş ve hastane acil servisinde soluğu almışlardı. 450 şekerle inme geçirmiş, iki haftalık yoğun tedavinin ardından normale dönmeye başlamıştı.Evdeki tedavisi biraz zor oldu, inme sağ tarafında olduğu için uzun süre sol elini kullanmak zorunda kalmış, hergün sesli bir şekilde konuşmasını sağlamaya çalışmıştık. Ve o artık diyabet hastası olarak ilaçla tedavisine devam edecekti. Çok sevdiği terziliği de yavaş yavaş bırakmak zorunda kalmıştı. Tabi çocuklarının da baskısıyla. Eskisi gibi hiperaktif değildi ama evine ve kendisine yetiyordu.  Her zaman insan kendi kendinin doktoru olmalıdır diyerek fazla ilaç kullanmayı sevmez, son ana kadar direnirdi.
Birkaç yıl sonra da bir akşam üstü yine bir anormal hal ile hastaneye gidildi ve bu sefer yüksek tansiyondan ikinci inme geçirerek tedavi altına alındı.
Bu tedavi sonucunda. yüzünün  bir tarafında hafifte olsa deforme ve konuşma bozukluğu kaldı ne yazıkki. Ama çok şükür ki, ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumdaydı.
Zamanla , tabi artık terzilikte yapmadığı için her gün eksik olmayan konu komşu gelmez olmuş evde annem ve babam yanlız kalmışlardı. Annemle, babam ilgileniyor, kendisi kalp hastası olmasına rağmen evin diğer işlerini elinden geldiği kadar yapmaya, hem kendi tedavisini, hemde annemin tedavisini sürdürmeye çalışıyordu.
Zamanla , basit unutkanlıklar,tekrar tekrar sorulan sorular, el becerilerini kaybetmesi, yalnızlık ve depresyon duygusu,bütün bunları yaşadık. Yaşadık diyorum, çünkü şimdi dönüp geriye bakınca anlıyorum. Sinsice,  anlamadan, kondurmadan yaşamışız aslında.
     Evet sevgili arkadaşlarım canım annemle birlikte bu hastalıkla tanışmış olduk. sizlere ara sıra ,fırsat buldukça bu kunuyla ilgili yaşadıklarımızı yazmaya çalışacağım. Bunca zamandır uzak kalışım sadece bu değil tabii. Babamın da rahatsızlıkları oldu ve sık sık hastane acil srvislerine abone olduk. Şu an Babam hastanede yatıyor.annem bizde kalıyor.Aynı zamanda çalışıyorum.Ve ben bugün sinirlerime hakim olamayıp epeyce ağladım, çok uzun zamandır ağlayamıyordum ,biraz rahatladım aslında iyi oldu.
Şimdilik bu kadar fırsat bulabildim, en kısa zamanda tekrar yazacağım.Hepinize sevgiler...




13 Ağustos 2012 Pazartesi

Pembe olsunda.....

Merhabalar, uzun zamandır ara verdiğim kaplamalarıma devam ediyorum. Daha öncekiler gibi bunlarda yapışkanlı folyo ile kaplandı. Sevimli bir köşe kutusuna dönüştü.
Bunlardan birisi ( hangisini isterse) sevgili arkadaşım Tülinciğimin
Hem takı kutusu hem köşe kutusu. Bu kutular benim çok sevdiğim köy peyniri kutusu oluyorlar. (Merak edenler için Bim marketten almıştım.)
Üstüste de fena olmadılar ama
Bunlarıda kuzucuğum kapladı (soldaki pringles kutusu da sırada kaplanacak )
Biraradada fena olmadılar sanki
Bu arada Yeni bitirdiğim kitabım. Pearl S.Buck, ilk defa okuduğum bir yazar,ama konusu güzel,akıcı. Çinli fakir bir anneden bahsediyor, tavsiye ederim.
Bu da yeni başladığım kitabım, bu yazarıda ilk defa okuyorum bir sovyet mahkumun yaşadıkları anlatılıyor.


31 Temmuz 2012 Salı

Okuduğum kitaplar



Uzun zamandır okumaya ara vermiştim, kendimden utandım. Son zamanlarda işlerim yoğun değil, sabah ve akşam işyerine ulaşım bir saat sürüyor otobüste sıkıntıdan patlıyordum. Bir hafta önce başladığım okuma maratonumda ipi ilk göğüsleyenler bu kitaplar oldu.. Robin Cook, severim bu yazarı. Daha önce koğuş isimli kitabını okumuştum, çok sürükleyici biraz gerilim yüklü bir kitap sonuna kadar sıkılmadan okursunuz. Sancı, bir doktorun son zamanlarda sebepsiz yere  peşpeşe ölen hastaları ile ilgili araştırmaları ve  yaşadığı olayları anlatıyor. Çalınan yüz Afganistanda Taliban'ların ülkeyi ele geçirmesi ile yaşanan korku dolu olaylar ve giymek zorunda olduğu  'çadri'  (kitabın kapağındaki demir peçeli giysi) konu ediliyor.Tavsiye ederim.
Rahmetli Burçak Çerezcioğlu ile ilgili haberleri 80'li yıllarda basından epeyce üzülerek takip etmiştik. Küçük bir kızın Lösemi hastalığı ile ilgili yaşadıklarını kendisinin günlüğünden alıntılar yaparak aktarılmış bir kitap. Çok hüzünlü bazı yerlerini okuyamadım bile.
Ayşe Kulin' in epey methini duymuştum, bu kitaba yeni başladım Erzincan'da bir vali'nin köprü yapılması için gösterdiği çabaları anlatıyor sonlarda neler olacak bilmiyorum.(Rahmetli Vali Yazıcıoğlu'nun hikayesi olduğunu duymuştum.)
Bu' mu? tanıştırayaım ebruli kitap ayracım.Sevgili Neşe (yengem olur kendisi). Ebruli kursuna gittiği zaman hediye olarak yapmıştı. Ne kadar çok işe yarıyormuş

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Çenesuyu parkımız açıldııı...

İzmiti bilenler meşhur çenesuyu kaşığını bilir,işte onun arkasında park ve çay bahçesi vardı önceden.Geçen kış büyük bir tadilat başladı ve birkaçgün öncesine kadar ne olacağını merakla beklediğimiz parkın ışıklarının yakıldığını ve halka açıldığını görmemizle kendimizi oraya atmamız bir oldu.
Kuğulu park olacağını duymuştuk ama kuğu bulamamışlar herhalde. Bu sevimli kazlar da bayağı hoş görünüyorlar doğrusu
Tabi henüz eksikleri var daha.,büyükçe bir göl oluşturmuşlar ve üzerine birbirine bağlantılı ahşap köprüler yapmışlar.
Örneğin bu piknik masalarından çok az var.
Neşe içinde eğlenen çocuklar, arkadaki büyük salıncağı iyi çekememişim.
Ahşap köprünün her tarafı bu şekilde ışıklandırılmış.
Bunlarmı kim ? kızım ve ben.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Sonunda bende kapladıım...

Alttaki ayakkabı kutusu, ortadaki kestane şekeri kutusu, üstteki ise peynir kutusu.Yapışkanlı folyolarla bi güzel kaplandılar.Renklerine ben bayıldım.Ya siz?

Büyük olan çok amaçlı ıvır zıvır kutusu oldu, diğeri ise takı kutusu

Tutma yeride yaptım

Bölmeler çok işe yaradı.Artık kolyeler birbirine karışmayacak (ben genede karıştırmayı başarmışım)
Kızımın şifonyerinin üstünde yerlerini aldılar

Çok amaçlı kutu kitaplıkta yerini aldı.Yapışkanlı folyoyla kaplandı .

Üstündekü süs de eski bir tokanın fiyongu
Şimdi sıra bunlarda,çerçevenin kumaşı kirlendi ve eskidi,sepetede bi şeyler yapılması lazım ,öndeki oyuncak bebeğin yastığı.Ne olabilir bilmiyorum.Fikirlerinize açığım.



17 Mayıs 2012 Perşembe

Kuşları unutmayanlar..





Bahçenizde yada yakınınızda bir ağaç varsa, kuşları unutmayalım.
Ağaca asılmış bir pet şişe (göbek kısmı tek taraftan oyulmuş) içine çubuk geçirilmiş ve şişenin alt kısmına  kırıntılar ve yiyecek artıkları konmuş, diğerinde de su var.

Pek net resimleyemedim ama fikir çok hoşuma gittiği için paylaşmak istedim.Sevgili Neşe (abimin eşi) Bunları, minik kuşları düşünerek hazırlamış.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Beliş bilirmisiniz...

Aslında biz ona 'bakbeliş' diyoruz.Küçükkende büzmeli börek derdik.Ailecek,hatta sülalecek çok sevdiğimiz bir börek bu.Aslı, rahmetli annanemden bildiğim kadarıyla küçük börek anlamına gelen 'vakbeliş 'miş.

Bu bir tatar böreği, Tatarlarda beliş diye geçer, internetten araştırdığımdada çok değişik tariflerle karşılaştım.


Fırından çıkar çıkmaz yoğurtla birlikte yemek bir başka lezzetli  oluyor. Tabi içinde kıyma olduğu için sıcak yenmesi tavsiye edilir.

Birazda tarif vereyim.

22 Nisan 2012 Pazar

Pratik patates yada adı herneyse...

İşte size pratik bir tarif. Patatesleri soyarak küp küp doğruyor, hafif tuzlu suda haşlıyorsunuz. 
                  Sonra bir tencerede yağ,soğan kavrulur,salça eklenir Biber,domates,baharatlar tercihinize göre
olabilir yada olmayabilir. Süzdüğümüz patatesleri üzerine ekleyip tadı birbirine karışıncaya kadar şöyle bir karıştırıyosunuz. Çok lezzetli ve doyurucu oluyor.Afiyet olsun...

21 Nisan 2012 Cumartesi

Güneş,Bulut,Yağmur ve Gökkuşağı...

Bir tanıdığımızı ziyaret için umuttepeye gitmiştik

Giderken terleyerek ve de güneş gözlükleriyle gittik ama çıktığımızda hava birden değişti

Şu an hala yağmur yağıyor ama gökkuşağını görmek çok hoş sürpriz oldu.

4 Nisan 2012 Çarşamba

Artık yünlerinizmi var ?

Kızımın küçüklüğünde ördüğüm yeleği paylaşmak istedim sizlerle

Kıyıda köşede kalmış bütün yünleri değerlendirdim

Kenarlarınada içindeki renkten lastik ördüm.Rengarenk,şirin bi yelek oldu.



23 Mart 2012 Cuma

Yenilenen etek

Geçen bayram kızım bu eteği çok beğenmiş ben de kıramamış almıştım. Ama ne yazıkki çok kısaydı

Böyle de uzun fırfırlı bi yazlık elbisesi vardı...

Bende o elbisenin fırfırını olduğu gibi söktüm . Yarısını etek ucuna uzatma yaptım

Diğer yarısınıda beline kemer...

Eteğimizin son hali.. Renkleride birbirine uydu.. Çok uzun olmadı etek hala kısa ama giyilebilir ölçüde.
                      Dikiş makinam yok hepsini elde diktim.